Kon yatağının üzerine,
Hadi kur bağdaş,
Aç laptopun ekranını biraz daha geriye doğru .
Yaz bakalım aklından geçenleri, hissettiklerini
Nasıl olsa çayın bisküvin de gelmiş
İstersen damar da bir şarkı aç he ?
Enuma Elish mi ? Arabesk Günler mi paklar acaba ?
Yoksa bira ve kahve mi ?
Yoksa Face in the send mi ?
Şarkıların belirli bölgelerine çok takılırım
O yüzden mesela bir çok şarkıyı aynı melodiyi ya da vokalistin aynı çıkışını yaklamak ister
Tekrar tekrar geri alırım
Yıktın reva mı ? Yanacaksın bilseeeeeeeeğğğeeennn. Bu kısım sanki biraz isyan. Hafif biraz serzeniş anlatıyor.
Enuma Elish, Nam-ı diğer Babil yaratılış destanı.
Bir müzikal çıkış bir müzikal çıkış ki.. Hayya elel felah derken backvokaldaki eleman öndeki vokalin ve müziğin darbesini hissedebilirsiniz. Ama özümsemeniz lazım.
Her ghost in the fog.. Nakaratın sonu, bir çığlık. Gel de çıldırrrma işte.
Face in the sand in ise girişine takılıyorum, dance of the death in melodisine bitiyorum.
Solitude un sürekli gaza giden ve gaza getiren 2. kıtası. Ve muhteşem vokal... Sanki hiç bitmeyekmiş gibi. Çok iyidir.
Bunlar benim aklıma gelenlerden örnekler bir kaç tane, say say bitmez.
Peki aklına gelir de yaz yaz biter mi ? Aslında o da bitmez.
Kasım ayındayız ve ben aşkın bir başka olduğuna inanmıyorum bu mevsimde. Soğukta hiçbirşey güzel değildir çünküü.. :)
Yok canım alakası yok. Iron Maiden albüm yapmadıysa bu kış böyle hüzünsüz geçer, havada asılı kalır benim açımdan. O yüzden işte yalnızım ya işte. Hayır yani birliktelik adına demiyorum yaşadıklarımdan mıdır ? Yaşayacaklarımı bilmemden ya da tahmin edebilmemden mi nedir bilemiyorum. Kendimi yine yalnız hissediyorum. Hiç bir yere hiç kimseye ait hissedemiyorum. Aidiyet problemim var. Artık yalnız yürümek istiyorum sabah işe giderken, yalnız oturmak istiyorum otobüslerde yanıma kimse gelmesin kimse bana dokunmasın istiyorum. Rahatsız etmesin, kimse konuşmasın benimle. Hele saçma sapan fikirlerle sakın ha sakın bana bişeyler aktarmaya çalışsın istemiyorum. İçimden geçen ne mi o anda ? Dirseğimle bir tane ağzına patlatmak oluyor inanın bana. Gereksiz yere çember etrafında dönüp içine dalmayanlara nasıl sinir oluorsam öyle de sinir oluyorum gereksiz muhabbete..
Peki ama gerekli olan ne ?
Buna da karar vermedim ki işte o yüzden sesimi çıkarmıyor ortamdan uzaklaşıyorum mümkün olduğunca...
Buna yaşanmışlık mı dersin sıkılmışlık mı bilemem. (Neyi biliyorsam sanki?) Hal bu, içinde bulunduğum durum bu..
Size çay ve bisküvi getiren bir anneniz varsa, dünyanın sayılı şanslı insanlardansınız demektir. Anneler sağlam insanlardır sahip çıkmak gerekir. Kral insanlardır. Bak bu da aklımdan geçti az önce. Ben bu üşengeçliğimi nasıl yenicem yaaa :( ? ..
Duygusal fırtına kopsun istiyorum ve açıyorum Rotting Christ ı... Bakalım ne kadar coşucam ?
Üff şekeri az karıştırdım çay bi tuhaf geldi...
Ama kafa sallamama mani bir durum değil. ehe..
Ayaklarımı uzattım artık, uyuştular çünkü. Laptop da kucağımda. Şimdi daha rahat yazılıyor. Yalnız uzatılan ayaklardan bir tanesi diğerinin mutlaka üzerinde olmalı. Korunma hissi mi veriyor denge mi daha karar veremedim. Ama öyle olmalı. :)
Bugün öğleden sonra bir olay oldu nedendir bilmiyorum, bir anda kendimi acayip gergin ve kızgın hissettim. Aklıma çok tuhaf şeyler geldi. Sanki yıllardır orada çalışan ben değilmişim gibi. Karmaşalıklar yaşamaya başladım. Acayip sinirliydim, tahammülsüzdüm. Suratımı asıp monitöre çatık kaşlarımla bakarak iş yapmaya çalıştım. Kimseye iyi akşamlar demeden çıktım. Eve gelmek de istemiyordum ama çarşıya çıkmak da istemiyordum. Sonra 60 Evler arabası beklemek istemiyeceğim diyip servise bindim ve 1 saat sonra evdeydim. Çok tuhaff. Şimdi de Rotting Christ dinliyorum. Kafam da güzel değil. Death mi dinlesem ? Ne yapsam ya ? Karar veremedim. Garipsedim kendimi. Oturup bir yazı yazayım dedim. Açılırım diye, Dexter takıp seyretmek de istedim, eski fotoğrafları kurcaladım, facebooka baktım. Sonra kucağımda laptop yazarken buluyorum bunları. Ne kadar acayippp ya. Yarın sabah da işte bulucam kendimi. 15 gün sonra dışında. Sonra aklıma gelmedik bir yerde. Sonra yeşillerde.. Sonra gelicem ve hayat ne kadar garip gelecek. Eskileri özlüycem belki yine. Öyle olsaydı böyle olurdu muhakemeleri yapacağım. Belki araba alacağım bir tane kendime ve yeniden yollarda yeniden serserilik peşinde koşturmaya çalışıcam. Sağlıklı olmayacak bu durum ama yine yaşamaya devam edicem belki. İlgincim ama sıradanım. Aynıyım. Farklı değilim. Kendi içinde aynıyım. Bana güç verecek bir varlık arıyorum. Kendim daha fazla güçlü olmak istemiyorum. Yetti çünkü.
Bay bay...
17 Kasım 2008 Pazartesi
Bay bay
Ben
Phateeh
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder